
Gözaltı mor göründüğünde ilk akla gelen uyku olur. Uykusuzluk rengi koyulaştırabilir, fakat her koyuluk aynı nedenle oluşmaz. Bir kısmı derideki pigmentten, bir kısmı alttaki damarlardan, bir kısmı da çukurun gölgesinden gelir.
Bu ayrım yapılmadan tek bir işlem önermek yanıltıcıdır. Işık dolgusu, çukurun gölge yaptığı durumda konuşulur. Leke ya da damar ön plandaysa başka bir yol gerekir.
Ayna karşısında üç ayrı görüntü vardır
Çukur varsa ışık aşağı düşer ve gözaltı gölgeli durur. Renk kahverengiye çalıyorsa pigment düşünülür. Mavi-mor bir ton, ince derinin altındaki damarı gösterebilir. Üçü bir arada da olabilir.
Muayenede ışığın yönü değiştirilerek gölge ile renk ayrılır. Fotoğraftaki morluk, muayene odasındaki görüntüden farklı çıkabilir.
Dolgu her morluğun karşılığı değildir
Çukur yokken dolgu eklemek gözaltını şişirebilir. Bu yüzden ışık dolgusu, hacim eksikliği görülen kişiye ve uygun derinliğe göre planlanır.
Alerji, göz kuruluğu, ovuşturma alışkanlığı ve tiroid gibi durumlar da rengi etkiler. Bunlar işlemden önce sorulur.
Sonuç bir gecede değişmez
Uygulama sonrası ödem, ilk günlerde olduğundan daha dolu bir görüntü verebilir. Değerlendirme ödem indikten sonra yapılır.
Güneş, ovuşturma ve uyku düzeni işlemden bağımsız olarak rengi etkiler. Evdeki bakım, muayenede söylenenle sınırlı kalmalıdır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Kişiye özel plan, muayene sonrası belirlenir.
